5 Kasım 2008 Çarşamba

019001900 SIFIR-BİR-DOKUZ-SIFIR 019001900190


1,2,3,4,5,6,7,8,9... bütün rakamların sonu Tanrı’ dır. Tanrının matematikteki karşılığı sonsuz işaretidir. İnsanoğluna, sonsuzluğun içinden 3 ana renk veya 12 nota verildiği gibi 10 adet de rakam verilmiştir. Ve o, bu rakamları yan yana koyarak sonsuza ulaşmaya çalışır. Matematikteki sonsuz işareti Tanrı’ nın makamıdır.

Sonsuz sadece sayabildiğin son rakam değildir. Örneğin Pİ sayısı 3,14592 65358 97932 38462 64338 32795 02884 19716 9399... diyerek sonsuz küsüratta devam eder.

Sıfır, tanrısal bir rakamdır. Hacmi yoktur. 1 gibi de değildir 2 gibi de... maddelerin fiziksel dünyasında sıfır, bir hiçtir. Tıpkı ruh gibi! Önce ruh, yani sıfır vardı. Fizikselleşmeyle birlikte 1,2,3,4,5,6,7,8 ve 9 doğdu. 1 ve diğer rakamlar, sıfırın ete kemiğe bürünmüş haliydi. 1 senin bedenindi. Sıfır ise ruhsallığın. Sıfır ile sonsuz arasında çok yoğun bir bağ vardır. Sonsuz sıfırın tanrısıydı. Sıfırda, sonsuzun izleri vardı.

Gerçekte rakam alfabesi, tekamül merdivenleridir. 1’ in 2 olması, 3’ ün 4 olması tekamüldür. Rab, matematik oyununu yaratırken kendisini sonsuz olarak kodlamıştır. Rakam alfabesine ilk baktığında sosnuzluğu uzaklarda görürsün. Biraz daha detaylı baktığında tablo değişir. 1 ile 2 nin arasında görünmeyen bir 1.99999999999.... sonsuz vardır. Noktadan sonraki 9 ların sayısı sonsuzdur.

0123456789
1234567890

Tekamül aritmetiği 01-90 yani sıfır-bir/dokuz-sıfır’ dır.
Ahiret hesaplaması bu formül temel alınarak gerçekleşir. Önceleri sıfırdın, Adem’ in yaratılması ile fizikselleştin ve 1 oldun... korku boyutunda başladı yolculuk, sevgi boyutunda devam ediyor... şimdi 9’ a geldikve 9’ lar her zaman sevilmek ve şımartılmak isterler. 9’ dan sonra tekrar sıfıra olup, saf ruh olarak sonsuza geri döneceksin. *

* metnin tamamı "TANRININ DOĞUM GÜNÜ – Burak Özdemir" kitabından alıntıdır.

^^... rakamların tekamül sürecindeki rolu konusunda daha uzun şifreli bilgi paylaşımı ve bunların da ötesinde bilinmeyene dair mükemmel bir kitap... okudum... tavsiye ederim ...^^

VE ATEŞ VE GÜL BİRDİR


“... ve ateş ve gül bir’ dir...”
T.S.Eliot

İlkyazın tepeden tırnağa çiçek açmış erik ağacı, yıldızlarla süslenmiş lacivert gece, sokak kedisinin buruk miyavlayışı, suyun üzerinde oluşan içiçe sayısız halkalar, çığlık çığlığa martıların dansı, çocukların şen kahkahaları, ateşin ilk alev alma anı, dağlarda kekik kokuları, rüzgarın özgürlük şarkısı... sonsuz bütünün her anı AŞK’ la güzel görünmekte gözüne, gönlüne. Hepsi her an geçebilirken önünden, anca sen aşıksan, sevginin tohumu ekildiyse içine, anca o zaman, bunlar bir şölene dönüşür, içinde deli bir coşku yeşerir! Aşk, can’ ın Allah’ ı hissetme anlarıdır... evren sonsuz bir aşkla yaratılmıştır... her şeyin özü ışık ve sevgidir. Bu yüzden aşık olmak hayatımızın en güzel anlarını oluşturur. Bu yüzden aşk vazgeçilmezdir!

O ilk anların coşkusunu sonsuza kadar hapsetme telaşıyla, aşkın içinde kısıtlamlar, kıskançlıklar, sahiplenmeler baş gösterir; ego sahneye çıkar... ve AYRILIK girer oyuna. Ayrılık ki acıların en büyüdür, her şeyin güzel göründüğü anlar biter birden her şey dipsiz bir kuyu, çamurlu bir bataklık oluverir, dünya durur, yıldızlar söner, güneş grileşir sanki! Yüreklerde yeşeren acı o kadar derinleşir ki onu durdurmak için çırpınmaya başlar canlar.

Tam bir sevgiyse sarılmak ve sonrasında aniden o sevgiden mahrum bırakılarak, terk edilmek ölümden bile daha kötüdür. Alevler yakıp kavurur; yürek paramparça olur... işte tam o anda can yanmayı yaşar!

Tebrizdeki sarı güller... O güller Tanrıya yakındır. Çünkü ancak kanayan bir kalp O’ nu bulabilir.

Tebrizde, küçük sarı güller vardır. Ortası kızıl ve çevresi sarı olan o güller öyle büyüleyici kokular verirki; koklayanı kendinden geçirir, etrafına hayat verir. Sarı gül ayrılığı sembolize eder. Ayrılık acısından yanan yüreği, ortası kızıl olan Tebriz’ deki sarı güller, en iyi anlatır. Ayrılığın acısıyla dağlanan yürek, yana yana, Allah yolunda ilerlerken gerçek aşkla tanışır, hak sevgisinden saflaşan içi gül kokar; kokusu evrene yayılır... her şey BİR olur, tek olur yüreğinde. Sevgi senin içinde girip çıkan Tanrının nefesinden başka bir şey değildir... her an bir sonsuzluk her nefes bir yaşam demektir. Sonbahar güneşinde üşüyen ellerin, dökülen yaprakların hışırtısı, yıldızları saklayan yağmur bulutları, rüzgarın tenindeki dansı... her şey herkesin özgürce tadını çıkarması için verilmiş armağanlardır. Ama biz değerini bilirsek, gözlerimiz görmeye hazırsa, yüreğimiz yeterince açıksa! Ayrılık acısıya yanarken bile yürek, bu gidişin Tanrıya olduğunu, bu yanışın bir ödül olduğunu bilirsek; sonsuz birlik denizinde her zerresini sevebilirsek evrenin ve hissedebilirsek yüreğimizde... işte o zaman yaşam ve huzur aynı okyanusa dökülen iki nehir haline dönüşür.

“... Sevginin bir sonu yoktur. O kıyıları olmayan bir okyanustur. O’na dayanmayı bilmelisin.”
Şems Tebrizi


Mercan Özgür /2008
http://www.neolursanolgel.org/ozgur.php#