şehr-i istanbul’ da günbatımı
günlerden yeni ay, aylardan aşk,
özgürlük martıların kanatlarında
ve çılgınlık bir karabatağın
dalıp-çıkan ıslak başında…
sere serpe uzanmış ruhum
kadife denizin koyu gök tenine
ve anadolu yakasının pembeye
çalan evlerinde son dansını yapar güneş
şehr-i istanbul’ da gün batımı
karşımda kız kulesi
her biten günün ardından
bir akşam alacasında yine sevdalı
ve yine yalnız…
şairin dilinde bir mısra;
“ben sen olmuşum”
“sen şehr-i istanbul’ da
denizde dans eden kızıl bir gün batımı”
ve yüreğim hiç olmadığı kadar hafif
denizden kokunu getiriyor rüzgar
şehr-i istanbul’ da gün batımı
dolmabahçe sarayının bahçesinde
şarkı söyler asırlık ağaçlar
birbirine dokunur yapraklar aşkla
dallar dolanır birbirine aşkla
ve yandaki osmanlı çınarı sevdalıdır
ulaşamadığı koyu yeşil yapraklı
ak çiçekli ve mağrur manolya ağacına
her dal uzanış onadır…
her esen rüzgarda şarkılar söyler
ve mağrur manolya ağacı
şarkı söyleyemez ama güzel kokularla
verir aşkını...
anlayana
şehr-i istanbul’ da gün batımı
dört bir yanda aşk
içimden taşan coşkun denizde
senin gözlerin…
Mercan Özgür
Temmuz,2008
8 Ekim 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

5 yorum:
mercanım ne güzelmiş açtığın sayfan..
an be an yolcuyuz kendi yolunu yürüyen.. hep bir yere gittiğini sanan oysa kendinden kendine yürüdügünü eninde sonunda bileniz..yüreğine saglık..
sevgimlee..
çok teşekkürler sevgili düş :)
sevgilerimle...
Mercan'ım,
özünden akanlara şahit
güzel bloğundan izlemek seni
başka yönlerinle tanımak ne güzel, seni
yeni başlangıçlara
sevgimle...
Mercan'ım
özünden akanlara şahit bu güzel blogundan izlemek ne güzel seni...
sevgimle
Fuliyamam :)
güzel ruhdaşım, senin sevgi dolu yorumlarını almak daha da güzel :)
mucuks :))
Yorum Gönder